A. GİRİŞ

Toplu iş sözleşmesi Anayasa madde 53 ile tanınmış anayasal bir hak olup Anayasamızın 53.maddesinin 1.fıkrasına göre “İşçiler ve işverenler, karşılıklı olarak ekonomik ve sosyal durumlarını ve çalışma şartlarını düzenlemek amacıyla toplu iş sözleşmesi yapma hakkına sahiptirler.”

Toplu iş sözleşmesi yetkisi ise, toplu iş sözleşmesi ehliyetine sahip kuruluş veya kişinin belli bir toplu iş sözleşmesi yapabilmesi için 6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu’nun (“Kanun“)  aradığı niteliğe sahip olmasını gösterir.1 Bu yetkinin nasıl belirleneceği, yetki başvurusunun usulü ve yetki tespitine itiraz ise; Kanun madde 41 ila 43 maddeleri ile 28792 sayılı 11.10.2013 tarihli Resmî Gazete’de  yayımlanan Toplu İş Sözleşmesi Yetki Tespiti İle Grev Oylaması Hakkında Yönetmelik’te (“Yönetmelik“) düzenlenmiştir.

Kanun’un 41. maddesi ve Yönetmeliğin 4.maddesi uyarınca işçi sendikasının toplu iş sözleşmesi yapmaya yetkili olması aşağıdaki iki şartın işçi sendikası tarafında kümülatif olarak sağlanmasına bağlıdır:

  1. Kurulu bulunduğu işkolunda çalışan işçilerin en az yüzde birinin başvuran sendikanın üyesi olması
  2. Toplu iş sözleşmesinin kapsamına girecek işyerinde çalışan işçilerin başvuru tarihi itibarıyla yarıdan fazlasının, işletmede ise yüzde kırkının başvuran sendikanın üyesi olması

Bu noktada, Yargıtay 22.Hukuk Dairesi 07.03.2019 tarihli 2018/17269 Esas ve 2019/5384 Karar sayılı ilamında (“Yargıtay İlamı“) Bakanlık tarafından yapılan olumlu yetki tespiti işlemini “tek bir işyeri” kavramı çerçevesinde incelemiştir. Bu nedenle; Yargıtay ilamına konu uyuşmazlık genel hatları ile aktarıldıktan sonra, ilamdaki önemli hususların incelemesi yapılacaktır.

B. Yargıtay İlamına Konu Uyuşmazlık

Davacı (X) Şirketi’ne ait Ç… ilinde yer alan işyerinde toplu iş sözleşmesi yapmak üzere yetki tespitini teminen 17.04.2015 tarihinde davalı (Y) Sendikası tarafından Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’na (yeni adıyla Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı) başvuru yapılmıştır.

Bakanlık tarafından 12.05.2015 tarihinde verilen yetki tespiti kararında,  davacıya ait Ç… ilinde yer alan işyerinde çalışan işçi sayısının 335 ve sendika üye sayısının 173 olmasına göre davalı sendikanın yasanın aradığı gerekli çoğunluğu sağladığı tespit edilmiştir.

(X) Şirketi ise Bakanlığın olumlu yetki tespiti kararına karşı Kanun madde 43 kapsamında itiraz yoluna başvurmuştur. (X) Şirketi itirazında;

  1. İlk olarak, (X) Şirketi’nin Ç…. ilinde yer alan işyerinde yetki tespit başvurusu anından 24.04.2015 tarihine kadar (Y) Sendikasının yetkili olduğu işkollarından herhangi birinde faaliyet yürütülmediğini ve sendikanın yetkisiz olduğu bir işkolunda çoğunluk tespit hakkının bulunmadığını
  2. İkinci olarak, hatalı bildirim nedeni ile (X) Şirketi’nin 36 işçisinin dikkate alınmadığını, söz konusu 36 işçinin A…. İlinde yer alan ofiste çalışıyor görünmesine rağmen esasen Ç….. ilindeki fabrikada çalıştıklarını; bu nedenle, (X) Şirketi işyerinde başvuru tarihindeki işçi sayısının 371 olduğunu ve yarıdan fazla üye sayısına ulaşılamadığını

iddia ederek Bakanlığın yetki ve çoğunluk tespitine ilişkin kararının iptaline karar verilmesini talep etmiştir.

Dava İlk Derece Mahkemesi tarafından reddedilmiş ve karara karşı yapılan istinaf başvurusu ise Bölge Adliye Mahkemesi tarafından esastan reddedilmiştir. Kararlara karşı yapılan temyiz başvurusu ise incelemeye konu Yargıtay ilamı ile kesin olarak karara bağlanmıştır.

C. Tek Bir İşyeri Kavramı

Yargıtay ilamında (X) Şirketi’nin Ç… ilinde yer alan işyerinin kayıtlı olduğu işkolu hususunda aşağıdaki şekilde kronolojik bir inceleme yapılmıştır:

  • SGK kayıtlarında, yetki tespitine konu (X) Şirketine ait işyerinin başvuru tarihi ve öncesinde 82112 nace kodu (Ortak büro yönetim hizmetleri faaliyetleri) ile kayıtlıdır.
  • Ancak davalı sendika tarafından 24.04.2015 tarihinde Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığına başvuru yapılarak tespit konusu işyerinin kayıtlı bulunduğu işkolunun “Petrol, kimya, lastik, plastik ve ilaç” olarak değiştirilmesi talep edilmiştir. Diğer taraftan işverence de aynı tarihte Bakanlığa müracaat edilerek işyerine ait işkolu kodunun “binek araç lastik üretimi” olarak değiştirilmesi talep edilmiştir.
  • Söz konusu başvurular sonrasında ise Bakanlık tarafından işyerinin 24.04.2015 tarihi itibariyle işkolu kodunun 2211 (İç ve dış lastik imalatı, lastiğe sırt geçirilmesi ve yeniden işlenmesi) olarak değiştirildiği bildirilmiştir.

Bu gelişmelere göre değerlendirme yapan Yargıtay 22.Hukuk Dairesi, davacıya ait Ç…. ilindeki işyerinin başvuru tarihi ve öncesinde “Ticaret, büro, eğitim ve güzel sanatlar” işkolunda yer almakta iken 24/04/2015 tarihi itibariyle kayıtlı bulunduğu işkolunun “Petrol, kimya, lastik, plastik ve ilaç” olarak değiştirildiğini saptamıştır. Ancak, Yargıtay bu saptama ile doğrudan sonuca gitmemiş ve yetki tespitine konu Ç…. ilinde yer alan birimin davacıya ait A…. ilinde yer alan diğer birim ile tek işyeri sayılıp sayılmadığı hususunun değerlendirilmesi gerektiğini ifade ederek işyeri kavramını şu şekilde ifade etmiştir.

“6356 sayılı Kanun’un 2. maddesinin üçüncü fıkrasında işyeri kavramı yönünden 4857 sayılı Kanun’a atıf yapılmıştır. 4857 sayılı İş Kanunu’nun 2. maddesinin gerekçesinde, işyeri, teknik bir amaca, diğer bir deyişle mal ve hizmet üretimine yönelik ve değişik unsurlardan meydana gelen bir birim olarak belirtilmiştir. İşyerinin sınırlarının saptanmasında “işyerine bağlı yerler” ile “eklentiler” ve “araçların” bir birim kapsamında oldukları belirtildikten sonra özellikle bir işyerinin mal ve hizmet üretimi için ayrı bir alanı da kullanması halinde bunların tek işyeri mi yoksa birbirinden bağımsız işyerleri mi sayılacağı konusunda “amaçta birlik”, aynı teknik amaca bağlı olarak üretimde bulunma, nitelik yönünden bağlılık ile “yönetimde birlik“, aynı yönetim altında örgütlenmiş olma şartlarının aranacağı düzenlenmiştir. Öte yandan, teknolojik ve ekonomik gelişmeler doğrultusunda, bir işyeri çerçevesinde mal ve hizmet üretimi, pazarlama ve müşterilere sunum hususlarının çok yönlü bir yapısal değişikliği gerektirmesi sebebiyle, bir işyerinin amacının gerçekleşmesinde işlerin görülmesi işyerinin kurulu bulunduğu “yerin” dışına taşmış, özellikle “iş organizasyonu” içerisinde, işyeri niteliğinde olmayan irtibat bürolarına veya yurt genelinde veya ilin içinde işlerin yürütüldüğü örgütlenmeye kadar genişletmek ihtiyacı duyulmuştur. Bu bağlamda 4857 sayılı Kanun’un 2. maddesinde “İşyeri, işyerine bağlı yerler, eklentiler ve araçlar ile oluşturulan iş organizasyonu kapsamında bir bütündür.” hükmü düzenlenmiştir…”

İş Kanunu’nun 2. Maddesinin gerekçesine dayanarak işyeri kavramını yukarıdaki şekilde açıklayan Yargıtay 22. Hukuk Dairesi daha sonra genel açıklamayı somut olaya uyguladığında; Ç…. ilinde yer alan birimde üretime yönelik faaliyetlerin yürütüldüğünü, A…. ilinde yer alan birimde ise Ç…. ilinde üretilen ürünlere yönelik satış, pazarlama ve idari nitelikteki faaliyetlerin yürütüldüğünü tespit etmiş; buna bağlı olarak, açıklanan maddi ve hukuki olgular karşısında Ç….. ve A…..’da yer alan iki birimin tek bir işyeri niteliğinde olduğuna karar vermiştir.

Bu noktada Yargıtay ilamında, (X) Şirketi’ne ait A…. ve Ç….’daki birimlerin tek işyeri teşkil ettiğinden bahisle (Y) Sendikası’nın gerekli çoğunluğu sağlayıp sağlayamadığına dair tespitin her iki birimin de dikkate alınması suretiyle yapılması gerektiği ifade edilerek iki birimde başvuru tarihinde çalışan işçi sayısına göre sendikanın gerekli çoğunluğu sağlayamadığı açık olduğundan İlk Derece Mahkemesi kararı ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozularak  kaldırılmasına ve davanın kabulü ile yetki tespiti işleminin iptaline karar verilmiştir.

Bununla birlikte; Yargıtay ilamında her ne kadar (X) Şirketi’ne ait Ç…. İlindeki işyerinin kayıtlı olduğu işkolu hususunda detaylı bir kronolojik incelemeye yer verilmiş ise de (Y) Sendikası tarafından yapılan yetki tespit başvurusu tarihi olan 17.04.2015 tarihinde her iki birimin de (Y) Sendikası’nın kurulu bulunduğu işkoluna kayıtlı olmadığı hususunun “yetki tespiti”nde nasıl dikkate alınması gerektiğinde bir sonuca varılmamıştır. Diğer bir deyişle; Yargıtay ilamının gerekçesinde davacı tarafın “tek bir işyeri” kavramı itirazı üzerinde durulmuş, ancak davacının diğer argümanı olan “(Y) Sendikasının yetkili olduğu işkollarından herhangi birinde faaliyet yürütülmediği” iddiası cevapsız bırakılmıştır.

D. SONUÇ

Her ne kadar toplu iş sözleşmesi yapma hakkı Anayasamız ile tanınan bir hak olsa da toplu iş sözleşmelerinde işçilerin işçi sendikaları tarafından temsil edilebilmesi 6356 sayılı Sendika ve Toplu İş Sözleşmeleri Kanunu ile birtakım şartlara bağlanmıştır. Bu şartlardan yetki tespitine ilişkin Kanun’un 41/1 hükmünde yer alan “toplu iş sözleşmesinin kapsamına girecek işyerinde başvuru tarihinde çalışan işçilerin yarıdan fazlasının” başvuran sendikanın üyesi olması şartında yer alan “işyeri” kavramı Kanun’un 2/3 hükmü gereğince İş Kanunu madde 2’de tanımlanan işyeri kavramını ifade etmektedir.

Bu nedenle, Yargıtay toplu iş sözleşmeleri bakımından işyeri kavramını; genel içtihadından ayrılmadan “amaçta birlik” ve “yönetimde birlik” ilkeleri ile iş organizasyonu kavramı çerçevesinde farklı birimlerin tek bir işyeri teşkil edip etmeyeceğini ayrıca incelemektedir. Buna bağlı olarak da yasada aranan “işyerindeki işçilerin yarısının” şartının gerçekleşip gerçekleşmediği “tek bir işyeri” kavramı ile birlikte değerlendirmektedir.

Sonuç olarak; toplu iş sözleşmelerimdeki işyeri, kavramı bireysel iş sözleşmelerindeki işyeri kavramı ile aynı anlama gelmekte olup aynı işveren tarafından idare edilen ve bir amaca hizmet eden farklı birimler (farklı şehirlerde yer alsalar dahi) aynı iş organizasyonu içerisinde olduğundan farklı birimler tek bir işyeri olarak kabul edilmektedir. Bu nedenle de yetki tespiti talebinde bulunan işçi sendikasının bir birimde yeterli çoğunluğu sağlaması yeterli olmayıp başvuran işçi sendikası tarafından tek bir işyeri olarak kabul edilen tüm birimlerde çalışan toplam işçiler üzerinden çoğunluk sağlaması gerekmektedir.

Dipnotlar

* Yargıtay 22.Hukuk Dairesi’nin 07.03.2019 tarihli 2018/17269 Esas ve 2019/5384 Karar sayılı ilamı

1. GÜNAY, Cevdet İlhan: İş Hukuku Yeni İş Yasaları, Ankara, 2013, s. 942

2. Yargıtay ilamında nace kodu sehven 2211 olarak yazılmış olup, kararın ilgili kısmında parantez içindeki yazılı kısımdan da anlaşılacağı üzere ifade edilmek istenen nace kodu 8211’dir.

© 2021 ASF Hukuk&Danışmanlık Tüm Hakları saklıdır.
Bu site Mesut Arslan tarafından yapılmıştır.

logo-footer

                

Yasal düzenlemelere uygun çerezler (cookies) kullanıyoruz. Detaylı bilgiye Çerez Politikası
sayfamızdan erişebilirsiniz.